Pars Kiraz Operasyonu

Osman Hocadan harika bir film geliyor.Marta kadar sabretmemiz gerekecek.Resmi siteyi mutlak ziyaret etmelisiniz.Gördüklerinize inanamayacaksınız

Pars Kiraz Operasyonu’nun senaristlerinden Aybars Bora Kahyaoğlu, Columbia College Chicago’da yönetmenlik eğitimi aldıktan sonra, bazı haber kanallarında yönetmenlik ve simultane tercümanlık görevlerinde bulundu. Necip Fazıl Kısakürek belgeselini çekmek için tekrar asıl mesleğine dönen yönetmen, belgeselde yaşadığı bazı problemlerden sonra Türkiye’deki mevcut sektörde çalışmaktan vazgeçip tekrar Amerika’ya yerleşmeye karar vermiştir. Ancak Osman Sınav’ın kendisini ikna etmesi üzerine Türkiye’de kalmaya karar veren Kahyaoğlu, Acı Hayat ile başlayan senaristlik kariyerini, 2007’de yılın filmi olarak gösterilen Pars’ın basamaklarına kadar taşımıştır. Yakın zamanda adından sıkça bahsettirecek Aybars Bora Kahyaoğlu, kendisi ve Pars Kiraz Operasyonu hakkında ekibimizin yönelttiği soruları yanıtladı.

Pars Kiraz Operasyonu’ndan birazcık bahseder misiniz? Önümüzdeki ay sonunda filmi izlemeyi düşünen sinemaseverler için, neler söyleyebilirsiniz?

Pars Kiraz Operasyonu, okullara uzanan uyuşturucu sorunuyla, bu piramidinin en tepesindeki uyuşturucu baronları arasında gidip gelen bir hikaye. Okuldan baronlara giden bir hikaye olması, işin en zor kısmıydı. En uçtaki en basit tüketiciden, en tepedeki adama gitmek oldukça çok zor. Onu da kişisel bir hikayeyle bağladık. Narkotik polisinin, uyuşturucuya kendi ailesinden bir takım kurbanlar vermesi ve kendi kişisel hikayesinin daha sonra peşinden yürüdüğü bir davayla birleşmesi, hikayenin daha da kişisel bir hale gelmesini sağladı. Pars aslında Osman Sınav’ın da söylediği gibi bir marka. Bunun devamını da yapmak istiyor. İkincisi, üçüncüsü veya dördüncüsü olacaktır.

Tabii ki herkes kendi içinde bulunduğu filme sahip çıkacaktır. Ancak sinemaseverler için şunu söyleyebilirim ki, gerçekten bundan sonra yapılacak filmlerde bir takım standartları değiştirebilecek bir film. Burada belli unsurlar var. Zaten Türkiye’de aksiyon filmi çok az çekiliyor. Ben her yerde açık açık söylüyorum. Şu anda Osman Sınav’dan başka Türkiye’de aksiyon çekebilen bir yönetmeni isimlendiremiyorum. Çok iyi yönetmenler olabilir, iyi filmler de çekiliyordur mutlaka. Ama gerçekten aksiyon filmi çekebilen yönetmen yok. Aksiyon filminde yön duygusu çok önemlidir. Hareketi takip edebilmeniz lazım. Hocanın çok iyi yön duygusu var. O kafasında bağlıyor, ondan sonra çekiyor. Yani Deli Yürek Bumerang Cehennemi’nde yada diğer televizyon dizilerinde de mutlaka görünüyordur. Aksiyon akıyor ve aktığı yönde belli. Ama benim takip ettiğim diğer filmlerin yönetmenlerinde, bir yön duygusu kaybı var. Nereye gittiği belirsiz kalıyor ve doyurucu aksiyon sahneleri çekilemiyor. Ciddiye almadığınız zaman kötü bir şey çıkarsa, biz zaten komedi yapıyoruz diyip işin içinden kurtulursunuz. O anlamda aksiyon filminin çekimlerinin farkı olduğu gibi senaryosu da farklı. Türkiye’de ciddi anlamda bir polisiye çekilmedi. Biz hep Amerikan filmlerini seyrediyoruz. Oradan bir takım tiplemeler, klişeler kafamızda vardır ama önemli olan bizim polisimizin aksiyonu. Mesela görüntü yönetmenimiz yabancı. Osman Sınav’la da çok iyi bir iletişim sağladılar. Hem rejisiyle, hem görüntü kalitesiyle bir takım standartları Türkiye’de çok zorlayacak. Şimdi bakanlar diyorlar ki “bu biraz karanlık değil mi?” Daha renk düzenlemeleri yapılmadı ama Türk filmlerinde genelde her şey aydınlatılıyor. Onlar da iyi kullanıldı. Bence çok keyifli ama hem insanın yüreğini burkan, hem de çok iyi aksiyon verebilecek bir film diye düşünüyorum.

Neden Kiraz Operasyonu?

Kiraz Operasyonu bunun alt ismi. Bir sonraki film olursa inşallah armutta olur, güneşte olur. Çünkü her operasyona bir isim veriliyor. Zaten film seyredildiğinde, neden Kiraz Operasyonu olduğu ve bunun ne anlama geldiği, neyi nereye bağladığı çok açık bir şekilde görünecektir. Mutlaka seyircinin kafasında oturacaktır.

Osman Sınav’la çalışmak nasıl bir duygu?

Hocayla çalışmak hem çok zor, hem çok kolay. Bir kere Osman Sınav tam bir beyefendi. Bu çok önemli bir şey. Gençsiniz, bir takım yeteneklerinizi geliştirmek istiyorsunuz. İyi işler yapmak istiyorsunuz ve sizin ustanız size kötü ve sabırsız davranırsa, sizi motive etmezse o işi iyi yapamazsınız. Zaten hoca diyoruz biz Osman Sınav’a. İyi bir şey çıkması için çok sabrediyor. Çok güveniyor, inanıyor. Bu insanı çok fazla motive ediyor. Bildiğini sakınmıyor. Anlatıyor, izah ediyor. Yeteneğiniz vardır, bir şeyler yapabiliyorsunuzdur ama, bu yeteneğinizi işleyen birileri veya onu kullanabilen biri yoktur. Bu durumun da hiçbir anlamı olmaz. Bu yönde çok keyifli. İyi ve zor tarafı ise çok muazzam derecede titizdir. Zaten başarısı buradan kaynaklanıyor. Onun için hocayla çalışmak çok zor. Saatlerce uykusuz, aç ve susuz kalmayı göze alıp çalışacaksınız ve onun söylediğine inanıp, çalışmak gerekiyor. Zor şeyler istiyor. Ama bittiği zaman da iyi bir şey ortaya çıkıyor. Ben bu ülkeyi terk etmek üzereyken, Osman Sınav benim bu ülkede kalmamı, bu işi tekrar yapabilmemi ve bu işte yol almamı sağlamıştır. Tek kelimeyle ifade edilmiyor ama gerçekten beyefendiliğiyle, işini çok iyi bilmesiyle, sabrıyla ve toleransıyla süper bir insan.

Pars senaryosunun yazım aşaması nasıl gerçekleşti. Osman Sınav’ın senaryoya diyalog bazında katkıları oluyor mu yoksa yalnızca hikaye bazında mı yardımcı oluyor?

Osman Bey zaten bir narkotik hikayesi yapmak istediğini söylüyordu. Bunun kabaca çerçevesini de dile getiriyordu. Ben bu çerçeveyi bildiğim için, o çerçeveye bir taban oluşturabilecek hikaye çalıştım. Ondan sonra bu hikayeyi ona gösterdim. O da “tamam böyle bir şeyden yola çıkabiliriz” dedi. Sonra hikayeyi Osman Sınav’ın vizyonuyla beraber geliştirdik. Bu süreçte narkotikte araştırmalarımız oldu. Danışmanımız Zafer Ercan ve Narkotik müdürü Tufan Bey’in o anlamda konu ve araştırmayla ilgili çok büyük katkıları oldu. Hikayeyi o şekilde geliştirdik. Hikayeyi ayrıntılarıyla geliştirdikten sonra, ilk yazım dediğimiz bir first draft çalışmasını yaptım. Sapanca da dağda bir yerde kapanıp birinci yazımı yaptım. Onun arkasından bu sefer hocayla beraber Bördübet’te bir orman evinde gayet sessiz, sakin, kuş uçmaz, kervan geçmez bir yerde 10 gün boyunca kapandık. Gece gündüz tek tek senaryonun üstünden geçtik. Değişikliklerimizi yaptık ve senaryoyu tamamladık. Hocanın senaryoya diyalog bazında katkıları oluyor tabii ki. Gerek diyalog, gerek hikaye olsun her alanda mutlaka Osman Sınav’ın dokunuşu oluyor. Osman Bey yaptığı filmin her aşamasında bulunan ve takip eden bir yönetmen ve yapımcı.

Yönetmen/yapımcı:Osman Sınav

Senaryo:Osman Sınav,Aybars Bora Kahyaoğlu

Görüntü yönetmeni:Torben forsberg

Müzik:Srdjan Kurpjel

Yapım:2007,Sinegraf

Oyuncular:Mehmet Kurtuluş,Nida Şafak,Selçuk Yöntem,Murat Daltaban,Pelin Batu,Haluk Piyes,Uğur Polat,Udo Kier

Gösterim tarihi:Mart 2007

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir