Nergis çiçeğinin mitolojik hikayesi

Mitoloji severler için en çok bilinen ve sevilen hikayelerden biridir Nergis çiçeğinin mitolojik hikayesi 🙂 Bende alıntı yaparak bugün sizlerinde okuması için Nergis çiçeğinin mitolojik hikayesi isimli yazıyı paylaşacağım..

Efsaneye göre,kahinler Narcissos için eğer kendi yüzüne bakmazsa çok uzun yaşayacağını söylemişlerdi.Narcissos doğdu,büyüdü ve birçok kızın ve perinin aşık olduğu bir genç oldu.Fakat duyarsızdı bu aşıklara karşı kendisi.Günün birinde bir peri olan Ekho aşık oldu Narcissos’a,fakat onun da aşkı karşılıksız kalınca Echo üzüntüden zayıfladı zayıfladı ve inleyen bir ses olarak kaldı (Yankı’nın mitolojik nedeni olarak anlatılan Ekho).Narcissos’un aşklarına karşılık vermediği kızlar ve periler,Echo’nun da halini görünce Tanrılar’dan öclerinin alınmasını istediler ve ‘Sevsin de kavuşamasın sevdiğine’ diyerek bir beddua ettiler.Tanrılar kabul edecekti bu dileği.Günün birinde Narcissos bir av sonrasında su içmek için bir pınar kenarına geldi.Su içmek içi eğildiğinde kendi yansımasını gördü ve görür görmez beliren siluete aşık oldu.Bakakaldı suya öylece.Ellerini uzatıyor,siluet de ellerini uzatıyor,gülümsüyor aynı şekilde siluet de gülümsüyor ama ne zaman ulaşmaya çalışsa aşık olduğu görüntüsüne su bulanıklaşıyordu ellerinden,gözyaşlarından…Bağırmaya başladı Narcissos kavuşmak istediği sevgilisine…Bu durumu gören Echo her ne kadar kırgın olsa da Narcissos’a karşı acıdı ona…’Ey gidi boşuna sevdiğim çocuk’ dedi Narcissos suya bakarak ‘kal sağlıcakla’….Echo’da seslendi Narcissos’a ‘kal sağlıcakla’….Orada öldü Narcissos yorgunluktan…Acıdı ona su perileri..Ölüsünü yakmak için odun toplamaya gittiler..Döndüklerinde cansız bedenin yerinde sadece bir çiçek duruyordu.Bugün ‘Nergis’ diye bildiğimiz çiçeğe dönüşmüştü Narcissos….Derler ki ölülerin geçtiği Styx nehrinden geçerken bile sudaki yansımasına bakmış…’

Narcissos’un hikayesi birçok insan tarafından ‘Sudaki yansımasına aşık olup,ona ulaşmak için suya atlayıp boğulmuş’ olarak bilir.İncelediğim kaynaklar bunun doğru olmadığını göstermektedir.Narcissos’un hikayesi üç oluşum içerir.Yankı,Nergis çiçeği,Narsizm…Echo ile Narcissos ayrı anlatıldığı takdir de hikayenin güzelliği kaybolur.Hikayenin sonunda ‘kal sağlıcakla’ derken Echo’nun karşılık vermesi (sesin yankılanması) Narcissos’a bir veda niteliği taşımaktadır bana göre.

Bazı efsanelere göre Narcissos yorgunluktan ölmemiş intihar etmiştir.Kanının bulaştığı her yerde nergis çiçekleri oluşmuştur.

Heliadlar (Karakavak-Kavak Ağacı):

Ovidius’un Dönüşümler’i o kadar farklı bir dille kaleme almıştır ki,bir olaydan bir sürü farklı sonuç çıkmaktadır.Başlarda da belirttiğim gibi ‘adı geçmişken ondan da bahsedeyim’ havasında yazdığı için şiirsel anlatım bir yerde kendi adeta sohbete çevirmiştir.Heliadlar’ın hikayesi aslında günümüzde coğrafik açıdan etkisini hala sürdüren bir felaketin sonucudur.Bu hikayeyi daha sonra ayrıca işleyeceğim.

Ovidius Heliadlar’ın hikayesini eserinin 2.kitabı 340.mısrasından itibaren anlatmaya başlamıştır.

‘Efsaneye göre,Helios’un (Olymposlu Tanrılar’dan önce varolan bir Titan,Güneş Tanrısı) Phaeton isminde bir oğlu ve Heliadlar olarak adlandırılan kızları vardı.Anneleri Klymene,Phaeton büyüyüne kadar babasının kim olduğunu ondan gizledi.Gün geldi Phaeton babasının Güneş Tanrısı olduğunu öğrendi ve bunun ispatlanması için babasından arabasını istedi.(Burada araba ile kastedilen Güneş’i doğudan batıya götürdüğü düşünülen araçtır.)Helios’un istemeyerek izin verdiği Phaeton bu aracı kullanamayarak felaketlere yol açtı ve bu duruma bir son vermek üzere Zeus bir yıldırım fırlatarak Phaeton’u öldürdü.Phaeton’un bu ölümüne kardeşleri Heliadlar çok üzüldüler ve devamlı ağladılar,dövündüler.Dört ay boyunca mezarının başından ayrılmadılar.Heliadlar’ın en büyüğü Phaethus kapanmak istemiş yere,fakat hareket edememiş ,çakılmış adeta yere çakılmış.Lampeti isimli başka bir kardeşleri yardım etmek istemiş ama aynı durum kendisinde de meydana gelmiş.Kütüğe dönüşmüş bacakları,dal olmuş kolları,kabuklanmış vücutlarının her bir tarafı.Gözyaşlarının gün ışığıyla katılaşmasından sonra altın gibi parlayan kehribar oluşmuş bünyelerinde’

Karakavak veya Kavak ağacının mitolojik kökeni bu şekildedir.Ovidius’a göre bu ağaçlardan oluşan damlaları bir ırmak ulaştırmış Latin kadınlarına,onlarda süs takısı yaparlarmış bunlardan.

Yazan:Dimitri Daravanoğlu

1 Comment

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir