Ben Miyim AnLamaLı Mıyım?

Bil Dershanesinde çaLışırken Tanımış oLduğum Babacan Bir arkadaşımın yazısını sizLerLe payLaşmak istedim arkadaşLar. Yazıyı okuduğunuzda Gerçek bir edebiyatçı oLduğunu anLayacaksınız.. AsLında benim Pek fazLa Yorum Yapmamada Gerek Yok sizLeri yazı iLe baş Başa Bırakayım..

Ben Miyim AnLamaLı Mıyım?

Anlamaya çalıştığım hiçbir şeyin anlamının olmadığını sonra sonra öğreniyor acemi yüreğim. Aldanışlarımı atıyorum bir kenara, onlar bana bakıyor bense şaşkınca onlara… Neyi niçin yaptığımı bilemiyorum artık, arsızlığımdan olduğunu zannettiğim duyulara lanet ediyorum şimdilerde. Susuşlarım oluyor geceler boyu, bakamıyorum aynadaki yüzüme ne kadar da yıpranmış görüyorum kendimi. Utanıyorum belki kendi gözlerime bakmaktan, insan kendi gözlerine bakamaz mı? Üzülüyorum sonra, acıyor içim, yüzüstü bırakmak istiyorum kendimi ve kendimi yalnız bırakmak istiyorum, kendimle baş başa kalmasın diyorum.
Neden diye sormak gelmiyor içimden, cevabı yok olanların, kestirmesi yok bu yolun, onulmaz yaralar acıyorum kendimde ve biliyorum hiçbir yara acıtmıyor kendim kadar beni. Gülümsemeyi özledim, oysa kahkahalara boğulmuşken ben. Sahteymiş her bir şeyim anladım. Göremiyorum. Karanlık ruhum ne kadar aydınlatır ki beni.
Ne getirdi beni bu hale? Ben. Tüm suçlu benim galiba. Ah nefis ah ceset. Nasıl kandım sana nasıl? Yolunu kaybetmiş bir seyyahım artık ben. Ağır geliyor, kaldıramıyorum, bağıramıyorum bu dayanılmaz acıya, nasıl bitecek nasıl? Tanıyamıyorum duygularımı, nerede olduğumu bile bilmiyorum, bunalım dedikleri bu olsa gerek. Bunalıyorum bulanık görüyorum beni. Tadını alamıyorum çayın. Gün gelir mi diye beklemiyorum. Sabırsızım sürekli, aceleciyim, sitemkarım bir şeylere.
Hep hata başkalarında, ben hep doğruyum, ben neyim böyle, ne oldu bana böyle acep? Sorular, bitmeyen ve inadına cevapsız. Nedir bu boşluk? Bu dipsiz sessizlik, sen son ayrımı… Bitecek mi, geçecek mi zaman en iyi ilaç mı? Düşünmüyorum, hissetmiyorum, yaşamıyorum o zaman. Seherlerde gene açıyor çiçekler gene güneş aynı güneş. Gene sabahları tersim. Gene sevmiyorum traş olmayı. Seviyorum gene yağmuru. Seviyorum karnıyarığı ya tadı yok çayın?
Ne Tahir olabiliyorum ne de onun gibi aşık. Beceriksizliğim her halimden belli, bulaşmış bana gitmiyor benden. Her şey olup bitiyor ve hep ben hatalarımla yalnız kalıyorum, ne çok yalnız kalmışım şimdi anlıyorum hiç bitmemişler. Acıyı biber sanmışım ve hep demişim acıyı severim diye, niye sever insan acıyı sahi?
Daha bir yorgun oluyorum sabahları. Annem sigaradan diyor, babam sessiz bakıyor bana, kızıyor belli ama bir şey demiyor oysa neler demek istiyordur. Uykularım diye bir şey yok benim için yani kaçan bir uyku bile yok bende. Sersemlik oluyor sonra bedenimde zaten iyice uyuştu, duyarsızlaştı belki de, adı her neyse ya acımıyor artık alıştı ruhum arsızlığa. Kendime üzülüyorum aslında ama yok kendim için yapılacak kendimin yapması gereken bir şey. Amaaaaan diyemiyorum artık, aman diyecek oluyorum ya diyemiyorum aman. Olsun diyorum her şeye sorgulamadan atıyorum, belki de iyi benim için bu, kim bilir ya da bilen doğru mu bilir? Bu oyunun kuralları belli midir? Yananın cezası nedir, ebe kim şimdi?

Mehmet ÖZTÜRK
21.08.2007
02.57

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir